top of page
  • Facebook
  • LinkedIn
  • Twitter
  • Pinterest

Tam Bir Narsisist

“Tam bir narsist!” Son zamanlarda bu cümleyi çevremizden sık sık duyar olduk.Sosyal medyada, iş ortamında ya da arkadaş sohbetlerinde… Birisi kendinden fazla bahsettiğinde, kuralları çiğnediğinde veya bizi dinlemediğinde hemen bu damgayı yapıştırıyoruz. Peki, gerçekten herkes narsist mi, yoksa bu kelimeyi biraz fazla mı tüketiyoruz?

Narsisizm Nereden Geliyor?

Narsisizm, köklerini Antik Yunan’daki Narkissos’un trajedisinden alır: Gölün kenarında kendi yansımasına vurulup onu öpmeye çalışırken ölen genç… Ancak psikolojide narsisizm yalnızca “kendini sevmek” değildir; sağlıklı özgüvenden, yaşamı zehirleyen patolojik kişilik bozukluğu yapılanmalarına kadar uzanan geniş ve karmaşık bir yelpazeyi anlatır.

Freud’a göre hepimiz hayatımızın ilk yıllarında biraz narsisistiz. Çocukken önce kendi ihtiyaçlarımızla ilgileniyoruz, sonra dış dünyaya açılıyoruz. Bu süreç özsaygının temeli. Ama yolunda gitmeyen şeyler olursa, ileride patolojik narsisizm dediğimiz tabloya dönüşebiliyor.

Yolunda gitmeyen şeyleri biraz daha açacak olursak; özsaygı ihtiyacımızın karşılanmadığı (başarılarımızın, duygularımızın, çabalarımızın fark edilmemesi, yaptığımız iyi şeylerden çok kötü şeylerin vurgulanması, koşullu sevgi görmemiz gibi) veya sağlıksız bir şekilde karşılandığı (sınır konulmaması, her dediğimize evet denilmesi gibi) davranışlar görmek veya aşırı izin verici davranışlara maruz kalmamız.

Narsisizmin İki Yüzü: Açık ve Kapalı Narsisizm

Narsisizmin iki yüzü var diyebiliriz: Açık narsisizm ve kapalı narsisizm.Açık narsisizm yaşayan birini iş ortamında görmüşsünüzdür. Mesela toplantıda sürekli kendini öne atan, başkalarının fikrini küçümseyen, en ufak eleştiride öfkelenen biri… Bu kişiler özgüveni yüksek ve baskın görünür ama aslında kırılganlıklarını gizliyor olabilirler.

Gizli narsisizm ise daha sinsi ilerler. Örneğin kişi;

  • Partnerinden yoğun ilgi bekler ama bu ihtiyacını doğrudan söylemek yerine kırgınlıkla ima eder.

  • Sunum yapmaktan çekinir, ama sunumu yapan kişiye içten içe kızgınlık ve kıskançlık duyar.

  • Fotoğraf paylaşıp saatlerce beğeni sayısını kontrol eder, beğeni az olursa gün boyu morali bozulur.

  • Sosyal ortamda sessiz duran ama günlerce “beni neden çağırmadılar, neden fark etmediler?” diye içten içe kırılır.

  • Dışarıdan alçakgönüllü görünür ama içten içe sürekli onay bekler. Eleştiriye karşı çok hassastır, reddedilmekten korkar.

Herkesi Narsist İlan Etme Eğilimi

Şimdi gelelim günümüzdeki en yaygın eğilime: “Herkesi narsist ilan etmeye…”

  • Diyelim ki sevgiliniz size yeterince mesaj atmadı. Bir anda “çok bencil, tam bir narsist!” diyebiliyorsunuz.

  • İş yerinde patronunuz fazla talepkâr davrandığında, hemen “kesin narsist” damgasını vurabiliyorsunuz.

  • Ya da bir arkadaşınız size vakit ayıramadığında “hep kendini düşünüyor, narsist işte” deyip kestirip atabiliyorsunuz.

Elbette bu kişi, narsisistik davranışlar sergiliyor olabilir. Eğer duruma gerçekçi bir bakış açısıyla bakıldığında kişi narsist ise, onun yanındaki davranışlarımız üzerinde çalışmalıyız ki en az zararla iletişimimizi devam ettirelim.

Ancak tam da emin değilsek bu durumda asıl soruyu kendimize sormamız gerekiyor:“Acaba karşı tarafa yapıştırdığımız bu etiket, aslında bizim görmek istemediğimiz taraflarımızı mı yansıtıyor?”

Yansıtma ve Psikolojideki Anlamı

Psikolojide buna “yansıtma” deniyor. Kendi zorlandığımız bir özelliği başkasına yüklemek…

  • Mesela empati göstermekte zorlanıyorsak, başkalarını “duygusuz” diye suçlayabiliyoruz.

  • Ya da üstünlük arayışımız varsa, karşımızdakini “üstten bakmakla” itham edebiliyoruz.

Yani bazen “narsist” dediğimiz kişide, aslında kendi gölgemizi görüyoruz.

Haklılık Şeması

Şema Terapi’deki Haklılık / Büyüklenme Şeması da narsisizmi anlamada önemli. Çocukken aşırı şımartılan, sınır konulmayan ya da sürekli pohpohlanan bir çocuk, yetişkin olduğunda “kurallar bana işlemez” ya da “ben en iyisini hak ediyorum” diye düşünebilir.

Bunu günlük hayatta şöyle görebilirsiniz:

  • Trafikte herkes sırayla beklerken aradan makas atan ve sonra da “acelem vardı” diye savunan sürücü…

  • İş yerinde kuralları hiçe sayan ama “ben olmasam burası yürümez” diyen çalışan…

  • Sırada bekleyen herkesin önüne geçip “benim acelem var” diyerek kuralları hiçe sayan birey.

  • Hatalı olduğunu bildiği hâlde asla özür dilemeyen kişi.

  • Toplantıda sürekli kendinden bahsedip başkalarının fikirlerini görmezden gelen çalışma arkadaşı.

  • Küçük bir başarıyı bile “ben olmasam olmazdı” diye büyüten yönetici.

  • Hataları kabul etmeyip tüm sorumluluğu başkalarına yükleyen ekip arkadaşı.

  • Sadece kendi derdini anlatan, ama sen konuşunca hemen konuyu değiştiren arkadaş.

  • Doğum günü unutulunca saatlerce trip atan ama kimsenin özel gününü hatırlamayan kişi.

  • Hep kendi istediği kafeye, mekâna gidilmesini isteyen ve başkasının fikrine kulak asmayan arkadaş.

  • Partnerinin ilgi göstermesini doğal hak gibi gören ama karşılık vermeyen kişi.

  • En ufak eleştiride öfkeye kapılıp, kendini kurban rolüne sokan sevgili.

  • “Benim ihtiyaçlarım daha önemli” diyerek ilişkinin dengesini sürekli kendi lehine çeviren partner.

  • Yaptığı her paylaşımda beğeni sayısını takıntı haline getiren, yeterince ilgi görmeyince çevresini suçlayan kişi.

  • Başkasının başarısını küçümseyip “Ben daha iyisini yapabilirdim.” diyen birey.

İşte bu davranışların arkasında çoğu zaman haklılık şeması vardır. Ancak unutmamak lazım ki, bu şema herkeste kişilik bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Bazen sadece içten içe hissedilen değersizliği telafi etme çabasıdır.

Sağlıklı Narsisizm

Narsisistlik olumsuz bir özellik gibi görünse de faydalı tarafları da vardır. Şimdi işin olumlu tarafına bakalım. Bir miktar narsisizm aslında gerekli.

Düşünsenize, hiç özgüveni olmayan birinin hakkını savunması ya da liderlik yapması mümkün mü? Sağlıklı narsisizm, özgüvenimizi ve kararlılığımızı besler. Sorun, bu dozun aşılması ve çevreye zarar vermeye başlamasıdır.

Sonuç: Etiketlemeden Önce Kendimize Bakmak

Sonuç olarak narsisizm, hem günlük ilişkilerde hem de klinik psikolojide karşımıza çıkan çok boyutlu bir olgu. Ama birini hızlıca “narsist” diye etiketlemeden önce kendimize şunları sorabiliriz:

  • Ben de bazen benzer davranışlar sergiliyor muyum?

  • Onu narsist ilan ederek hangi duygumu gizliyorum?

  • Bu etiket bana nasıl bir üstünlük ya da rahatlama sağlıyor?

Belki de “tam bir narsist” dediğimiz kişi, aslında bize kendi gölgemizi yansıtıyordur. Onu etiketlemek yerine önce kendi içimize dönüp baktığımızda, hem kendimizi hem de ilişkilerimizi çok daha sağlıklı bir zemine taşıyabiliriz.


 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
Nasıl Mutlu Olunur?

"Nasılsın?" sorusuna verilen o otomatik "İyiyim" cevabının ardındaki görünmez boşluk, belki de modern psikolojinin en büyük çalışma alanını oluşturuyor. Bugün, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar

 
 
 
Özgüven Kasımızı Geliştirmek

Bugün, neredeyse herkesin yanlış anladığı, ulaşılmaz bir hedef gibi görülen bir konudan bahsedeceğiz: Özgüven. Siz de etrafınızda girdiği ortamı anında etkisi altına alan, hayır demekte zorlanmayan, h

 
 
 
Dijital Dünyada Kaybolmak

Danışanlarımla yaptığım görüşmelerde son yıllarda sıkça duyduğum bir cümle var: “Sadece bir el daha oynayıp kapatacaktım ama sabahı ettim.” Online oyunlar, eğlencenin ötesine geçerek birçok birey için

 
 
 

Yorumlar


© 2035 by Amelia Banks. Powered and secured by Wix

bottom of page